English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Milliyet-Sanat, 1 / Temmuz / 1998

NECİL KÂZIM AKSES'E SAYGI

Yeşim Gürer

Geçtiğimiz günlerde, bu yıl 90.yaşını kutlayacak olan Türk beşlerinden Necil Kâzım Akses için bir saygı gecesi düzenlendi, AKM Konser Salonu'nda. Gece, Yapı Kredi Sanat Festivali çerçevesinde, müzik yazarı Evin İlyasoğlu'nun katkılarıyla gerçekleşti. Yapı Kredi çok önemli bir yer edindi artık kültür hayatımızda. Düzenlediği sanat festivalinin çerçevesini iyice genişleterek, yalnızca konser ve gösteri ile kendini sınırlamıyor, ayrıca görsel ve işitsel her türlü etkinliğe de imzasını atıyor. Bu tür saygı ve anma geceleri ve son yıllarda Türk sanatı ve sanatçılarına yönelik yaptığı yayınlarla, uzun süredir ihmale uğramış bir alana da el atıyor, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık. Bu anlamlı anma gecesinde, Türk bestecilerini yazdığı kitaplarla gün ışığına çıkaran Evin İlyasoğlu'nun yeni bir kitabı ile tanışmış olduk. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından çıkarılan Necil Kâzım Akses: Minyatürden Destana Bir Yolculuk. İlyasoğlu'nun Türk bestecileri üzerine yazdığı aynı yayınevinden çıkan ikinci kitabı. Daha önce yine Türk beşlerinden Cemal Reşit Rey üzerine yazdığı kitabın mürekkebi henüz kurumuşken, bu dizisine Necil Kâzım Akses ile devam ediyor. Her bakımdan titiz ve özenli bir çalışmanın ürünü olan kitabın sonunda ayrıca iki CD'de yer alıyor. Bunlar, bestecinin eserlerinin yanı sıra, kendi sesiyle anlattığı anılarını içeriyor. Evin İlyasoğlu'nun Türk bestecilerini unutturmama konusunda gösterdiği çabalarının ve özenli çalışmalarının devamının gelmesi dileğiyle.

Bu saygı gecesinde Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. Genel Müdürü Özalp Birol'un kısa konuşmasından sonra sahneye gelen Evin İlyasoğlu, Necil Kâzım Akses'in yaşamı ve sanatını salonu dolduran izleyicilere anlatmadan önce, herkesin kafasında soru işaretleri uyandıran birkaç soru sordu. "Sanatçımıza ve sanat dünyamızın gizli kahramanlarına ne kadar sahip çıkıyoruz? Hele çağdaş Türk müziği adına ne biliyoruz?"

Necil Kâzım Akses, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk günlerinden başlayarak, neredeyse yirminci yüzyılın başından sonuna dek solumuş bir sanatçı, yetiştirdiği üç kuşak öğrencisi ile bir eğitmen. Türk beşleri grubunun üyesi Akses, 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği yıl, İstanbul'da doğmuş ve ilk gençlik yıllarına dek Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu tüm evreleri ile görmüş. İlkokulundan itibaren öğrencisi olduğu bugünkü İstanbul Erkek Lisesi, o zamanın İstanbul Sultanisi'ndeki yıllarında sessiz sinema ile tanışır ve sahne önünde yer alan küçük orkestra içinde viyolonsel sesinin büyüsüne kapılan Akses, Mesut Cemil Tel'den dersler almaya ve sonra eski Belediye Konservatuvarı, günümüzde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı olan Darülelhan'a giderek, Avrupa'dan yeni dönmüş olan Cemal Reşit Rey, Asal kardeşler gibi genç Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş müziğinin temel taşları ile tanışır. Paris ve Viyana'dan gelmiş bu gençler, onu bestecilik dünyasına sürükleyecektir. 1926 yılında Avrupa'nın sanat merkezlerinden biri olan Viyana'da Birinci Dünya Savaşı'nın yaraları henüz sarılmış, "Freud Ego ve İd" isimli kitabı ile bilinçaltını ortaya koyarak, sanatta da Dışavurumcu akıma yol açmıştır. Genç besteci adayı Akses, Viyana Müzik Akademisi'ne kabul edilir. Burada Joseph Marx'ın kompozisyon, Kleinecke'nin de viyolonsel öğrencisi olur. Ardından Prag yılları geliyor.

Viyana – Prag, o dönemlerde İlyasoğlu'nun deyişiyle, "adeta bir müzik laboratuarı"dır. Burada Türk makamsal yapısına yakın olan ara tonlar üzerine Alois Haba'nın derslerine katılarak, daha sonraki yıllarında, Haba'dan öğrendikleriyle Türk folklöründe denemeler yapar. 1934 yılında genç Cumhuriyet'in yeni başkenti Ankara'da Musiki Muallim mektebinde armoni öğretmenliği görevine atanır, ancak daha işe başlamadan Atatürk onu buldurur ve Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Ankara'ya gelişinin onuncu yılı nedeniyle, ondan ve Saygun'dan birer opera bestelemelerini ister. Türk opera tarihinin ilk örneklerinden ikisi, Akses'in Bayönder Operası ve Saygun'un Taşbebek operası ortaya çıkar. Bu arada, İlyasoğlu bir haberi de müjdeledi konuşmasının arasında. Bayönder operasının notaları geçtiğimiz haftaya kadar kayıp olarak biliniyordu, ancak geçtiğimiz hafta CSO'nun arşivinde bulunmuş. Darısı diğer kayıp notaların başına.

1935 yılında Atatürk, ünlü Alman besteci Paul Hindemith'i bir konservatuvar kurdurtmak için Türkiye'ye davet eder. Akses, Hindemith ile birlikte Ankara Konservatuvarı'nın müfredatını oluşturur ve 1936'dan 1996'ya dek süren 60 yıllık bir öğretmenlik süreci başlar. Bu süre içinde İlhan Usmanbaş, Nevit Kodallı, İlhan Baran ve Cengiz Tanç başta olmak üzere nice sanatçılar yetiştirmiştir Akses. 1936 yılında halk müziği araştırması yapmak için ünlü Macar bestecisi Bela Bartok gelir Türkiye'ye. Saygun, Akses ve Bartok, Adana'nın Osmaniye ilçesine giderler ve özgün halk eserlerini kayda alırlar.

Necil Kâzım Akses, bestecilik ve eğitmenlik görevlerinin yanı sıra, uzun yıllar yöneticilik de yaparak Türkiye Cumhuriyeti'nin müzik hayatının her aşamasında bizzat aktif bir rol üstlenmiştir. 1948'de Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürlüğü, 1954'te Bern, 1955'te Bonn Kültür Ataşeliği ve 1958'de Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin Genel Müdürlüğü görevlerini üstlenir. Opera müdürlüğü döneminde, İtalya'dan ünlü solistler getirterek, birçok çağdaş operanın ülkemizde ilk sahnelenişini gerçekleştirerek, Ankara'da operayı bir gelenek haline getirmiş, kültür hayatına bir renk katmıştır. Aynı zamanda Ulvi Cemal Erkin ile birçok operanın Türkçeleşmesine önayak olmuştur.

1972'den sonra kendini tamamen müziğe veren Akses, birbirinden önemli birçok eser besteler. 1973'te bestelediği Cumhuriyetin 50. yıl marşı başta olmak üzere, yazmış olduğu birçok senfonik kantatı ve orkestra yapıtıyla, çok şey borçlu olduğunu söylediği Atatürk ve Cumhuriyet'e teşekkür eder. Divan müziği, edebiyatı ile geleneksel müziğin makam ve usullerinden çok etkilenen Akses, 1934'ten sonra, kuşağının diğer bestecileri gibi, geleneksel Türk Müziği ve Halk Müziği etkisinde, çok çizgili bir yöntem içinde evrensel boyutta eserler sunar. Değerli müzik eleştirmeni ve viyola sanatçısı rahmetli Faruk Güvenç, bir yazısında Akses'i şöyle anlatır: "Kompozisyonlarında kalpten gelen ezgilere pek rastlayamazsınız, ama akıl vardır, bilgi vardır, ustalık vardır. Akses'in yapı malzemesi ne tuğladır, ne brikettir, ne ahşaptır. Ağır, sağlam ve iri kaya parçaları kullanır ve her birini kimsenin yeniden kıpırdatamayacağı gibi yerleştirir."

Bir besteciyi tanımanın en iyi yolu, onun müziğini dinlemek olduğundan, İlyasoğlu'nun konuşmasından sonra, Akses'in yapıtları zaman dizinsel olarak, ilk gençlik eserlerinden tamamlanmış son yapıtına kadar seslendirildi. Viyana'da ilk gençlik yıllarında yazdığı Poem isimli eserini, kemancı Cihat Aşkın ile piyanist Mehru Ensari, 1936 yılında bestelediği Minyatürler'i piyanist Vedat Koşal, Cahit Külebi, Baha Vefa Karatay, Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday'ın dizelerinin üzerine bestelediği Portreler'in birinci bölümünü piyanist Funda Karaömeroğulları eşliğinde tenor Turgut İpek, bas Burak Bilgili, mezzosoprano Aylin Ateş ve soprano Hande Somer ve son olarak Akses'in 1991 yılında tamamladığı ve Yücelen Dörtlüsü'ne adadığı son yapıtı 4. yaylılar dörtlüsünü Yücelen Dörtlüsü seslendirdi.

Necil Kâzım Akses, bugün artık 90 yaşında. Neredeyse tüm yapıtlarının notası basılmış, birkaç yapıtı dışında hepsinin seslendirilişini sağlığında duyabilmiş ve birçoğunun kayıtlarının yapıldığını görebilmiş. Mete operası dışında, tüm yapıtlarının özgün notaları Ahmet Akses tarafından saklanmış ve özenle arşivlenmiş. Tüm bunlar, besteci ve sanatseverler adına ne kadar sevindirici ise, çağdaş Türkiye'nin müzik hayatında çok önemli bir yere sahip olan bestecinin 90.yaşının kutlanışına bu denli sağır kalmak da, o kadar düşündürücü. İsterdik ki, bu asırlık çınarın eserleri, sene boyunca konser programlarına alınarak, Türk dinleyicisine tanıtılsın, arka arkaya gelen festivaller, hiç değilse bir konserlerinde Akses'in eserlerine de yer vererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kültür hayatına bu kadar zenginlik katan bir besteciye şükran borçlarını ödesinler.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses