English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Milliyet-Akdeniz eki, 4 Mayıs 1998

90. YAŞ GÜNÜN KUTLU OLSUN
NECİL HOCA


Sıdıka Özdil Gardner

6 Mayıs, hem Türkiye'nin ilk Konservatuvarı'nın, hem de onun kurucularından birisinin, Necil Kâzım Akses'in doğum günüdür.
Yıl 1935, ulu önderimiz Atatürk, Türkiye'de çok sesli müziğin önemini görür. Bu amaçla Ankara'da bir Konservatuvar kurulması için emir verir. Batı'ya yönelik Cumhuriyet devrimleri çerçevesinde, o sıralarda Almanya'da tırmanan Nazi hareketinden kaçmaya çalışan ünlü besteci Paul Hindemith, ülkemize çağrılır. Necil Kâzım Akses ise, yurt dışında yaptığı eğitimi bitirip yurduna geri dönmüştür. Paul Hindemith ile birlikte Konservatuvarı kurma çabalarına girer ve Türkiye'nin ilk Konservatuvarı Ankara'da 6 Mayıs 1936'da açılır.

Prof. Necil Kâzım Akses, yurt içi ve yurt dışındaki ansiklopedilere adı geçmiş ünlü bir bestecimiz. Diğer ünvanı ise, Türk müzik araştırmacısı Halil Bedi Yönetken tarafından verilen bir başlık olan "Türk Beşleri"nden birisi olmasından gelir. Nedir Türk Beşleri? Türk Çağdaş Çoksesli Müziği'nin 5 ünlü bestecileri ve ilk yaratıcılarıdır, onlar. Bu grubun üyeleri doğum yıllarına göre sıralandıklarında: Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmed Adnan Saygun ve Necil Kâzım Akses'ten oluşur, bunlardan N.K.Akses, yaşayan Türk 5'lerinin sonuncusudur.

İlk bestesini 14 yaşında yazan Akses, ailesi tarafından Viyana'ya gönderildiğinde Akademi'de ünlü besteci Josef Marx ile çalışır. Geniş spektrumlu, derin eğitimini Prag Konservatuvarında ünlü Josef Suk ve Alois Haba ile sürdüren Akses, pek çok müzisyenin bile bilmediği bir kompozisyon teorisi olan "çeyrek ve altıda bir ton dizisi"ni de öğrenip yurduna döner. Konservatuvar'ın kuruluşuna geçen emeklerinin yanı sıra, Konservatuvar Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Bern ve Bonn Kültür Ataşeliği ve Opera Bale Genel Müdürlüğü'nden başka Tunus'taki "Centre Mediterraneen de Musique Compure et de Danse"ın kurucu üyeliği ve başkan vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Tunus devleti tarafından verilen Kültür-Sanat Nişanı'nın yanında, Alman Hükümeti'nin verdiği 2 nişan ve rütbeye sahiptir. Akses hakkındaki daha geniş bilgiyi Evin İlyasoğlu'nun yakında basılacak olan kitabından edinebilirsiniz.

Gelelim Necil Hoca'nın benim için önemli özelliğine; N.K. Akses'in yetiştirdiği pek çok bestecimize ve öğrencilerine (ki Türkiye'nin İlk Bayan Orkestra Şefi İnci Özdil'de bunlardan birisidir!) verdiği sapa sağlam bir müzik kompozisyon ve sanat ahlakı temeli. Necil Hoca az öğrenci alır ama yetiştirdiği öğrencinin başarı yolunu kendisi titizlikle çizer ve onun başarısını görmek için yoldaki her engeli kaldırıp, gerekirse var olmayanı var eden, ender hocalarından birisidir. Ben bir besteciyim. Ben de onun var ettiği, öğrencilerinden birisiyim. Yapıtlarımla gezdiğim pek çok Avrupa ülkesinde bana "Böyle güzel ezgi yazmayı kimden öğrendiniz?" diye sorulduğunda, göğsümü gere gere "Necil Kâzım Akses'ten öğrendim" yanıtını veririm.

Besteciler, evrensel müzik dünyasından, yapıtlarıyla zaten ölümsüzdürler. Necil Kâzım Akses'te o ölümsüzlerden birisi. Ama aynı zamanda, yetiştirdiği ve bu gün yapıtlarını zevkle dinlediğiniz (Ferit Tüzün, Nevit Kodallı, İlhan Usmanbaş gibi) diğer besteci-öğrencileriyle daha da ölümsüz.

Peki, neden Türk Beşleri'nin hayatta kalan bu son emektarı'nın 90. yaş günü hiçbir yerde, hatta bizzat kurduğu Ankara Devlet Konservatuvarı veya Genel Müdürlüğü'nü yaptığı Devlet Opera-Balesi'nde dahi kutlanmıyor? Nasıl olur da daha yaşarken bu ünlü bestecimizi unuturuz. Bu mudur Türkiye'nin evrensel müzikteki kendi yaratıcılarına ve temsilcilerine verdiği önem? Niçin bir armağan kitabın dışında, Akses'in eserlerinden oluşan bir veya birkaç etkinlik düzenlenmiyor? Neden radyo ve televizyonlarda yer almıyor, böyle önemli bir haber? Bence Türkiye'nin yurt dışında övünç ile sunabileceği belki de tek etkinlik olmalıydı bu…
Hayır canım hocam: Biz Antalya'da seni hiç unutmadık. 90. yaş günün kutlu olsun. Nice yıllara…



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses