English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Necil Kâzım Akses anısına verilen konseri şef İnci Özdil yönetti

YENİ BİR SENFONİ ORKESTRASINDAN
İZLENİMLER


Önder Kütahyalı

Sevimli halk türküsünün, mor üzümünü ve uzun boylu kızlarını övdüğü Antalya, turizm bakımından önemli bir yurt köşesidir. Aspendos opera şenlikleri, turizme renk getirmişti. Ardından, evrensel müzik sanatını güzel kentimizde kalıcı kılmak ve halkımızı aydınlatmak üzere geçen yıl Antalya Devlet Opera ve Balesi, bu yıl da Antalya Devlet Senfoni Orkestrası kuruldu. Orkestranın 1999-2000 sanat mevsiminde şef İnci Özdil yönetiminde verdiği altıncı dinletisini izlemek üzere geçen hafta oradaydım.

Dinleti, Necil Kâzım Akses'in anısına hazırlanmıştı, fakat değerli bestecinin "Bir Divandan Gazel"ini söyleyecek olan tenor Aydın Uştuk, İzmir'deki faust temsilleri nedeniyle gelemeyince, viyolonsel ve orkestra için "İdil" ile yetinildi. Prof. Filiz Ali de Akses'in ilk kuşak bestecilerimiz arasındaki konumunu ve yapıtlarında izlediği yaklaşımı özetleyen kısa bir konuşma yaptı. "İdil"i Luc Dewes çaldı. "Kraliçe Elizabeth Müzik Okulu" ile Detnold'de, Andre Navarra'nın yanında yetişmiş olan bu Belçikalı sanatçı, kadanslardaki bazı pis sesler ve belirsizlikler dışında oldukça başarılıydı. Programın öbür yapıtları, C.M. Weber'in Oberon uvertürü, M. Musorgski'nin "Çıplak Dağda Bir Gece" başlıklı senfonik şiiri ve P.İ.Çaykovski'nin "İtalyan Kapriçyosu"ydu.

Bir depoda prova yapıyorlar

Keyifle dinlediğim orkestrada, büyük Atatürk'ün ruhunu mutlu kılacak bir özellik var: İki kadın şefimizden biri olan İnci Özdil, topluluğun sanat sorumlusudur. Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü'nde Ferit Tüzün'ün, N.K. Akses'in ve N.Kodallı'nın öğrencisi olan Özdil, 1980'den sonra Gürer Aykal ile orkestra şefliği çalışmaları yaptı. 1983'te uzmanlık için İngiltere'ye gönderildi, burada Guldhall School Of Music'te ve Royal Academy Of Music'te Sir Colin Davis, George Hurst gibi yetkililerden yararlandı.

Hocasının biçemini iyi tanıyan Özdil, "İdil"de bestecinin istediği pırıltılı tını dokusuyla onun içine serpiştirilen karanlık noktaları başarıyla yansıttı; orkestranın seslendirdiği yapıtlarda da epey hızlı aldığı tempolarla dikkati çekti. Yerinde yapılan vurgular ve etkili gürlükler, hızlı tempoya karşın müziğe yaşam veriyordu. Bütünüyle genç sanatçılardan oluşan orkestra, teknik yönden güven verici, ses tonu açısından yumuşak ve devingendi. Buraya dek her şey çok iyi, ama kocaman bir sorunlar yumağı var.

Dinletiler, Antalya Belediyesi'nin yaptırdığı Antalya Kültür Merkezi'nde veriliyor; fakat merkezi işleten "Altın Portakal Vakfı" kuruma güçlük çıkarıyor. Prova saatleriyle dinleti günleri iyice kısıtlanmış. Orkestra, merkezin sadece bir odasını kullanabiliyor. Burası hem yönetim yeri hem de çalgıların konduğu depodur. Kültür Bakanlığı kuruma bir muhasebeci, bir de hizmetli vermiş. Sahnenin düzenlenmesi ve dinletiden sonra çalgıların ortadan kaldırılması gibi işler tek hizmetliyle yapılamıyor. Gerçi sanatçılar, orkestrada çalmanın yanında böylesi görevleri de yerine getirmek zorundalar.

Önceki yıllarda Oda Orkestrası olarak düşünülen ve geçen yıl oluşmaya başlayan Antalya Devlet Senfoni Orkestrası'nda 35 üye var. Kültür Bakanlığı her dinletide 10 kişilik takviye için ödenek veriyor. Filarmoni Derneği'nin de bu alanda yardımları var. Bizim gittiğimiz dinletide Akses çalındığından, orkestrayı takviye eden sanatçı sayısı otuza çıkarılmıştı.

Gürer Aykal
, orkestranın sanat danışmanı gibi görev yapıyor ve kuruluşa yardımcı oluyor. İstanbul'dan gelen jürinin değerlendirdiği ilk sınavda, bakanlığın verdiği kadrolar doldurulmamış, önümüzdeki aylarda 17 açık kadro için ikinci bir sınav yapılması beklenmektedir. Başka kurumlarda da rastladığımız böyle bir uygulama, Konservatuvar öğrencileri açısından önemli bir uyarıdır. Konservatuvar mezunu olmak yetmiyor, çok çalışması gerekiyor.

Antalya'daki kısa konukluğum sırasında dikkatimi çeken bir nokta da, değerli bestecimiz Sıdıka Özdil'in konumuydu. Sanatçı orkestrada görevlidir; ancak şimdilik sahnenin ışıklarını düzenliyor, çağrılı konuklara verilecek yerleri ayarlıyor, gerekli anonsları yapıyor, kırtasiye işlerine yardım ediyor. Peki ne zaman müzik yazıyor? Bütün bu işler için neden bir uzman memur verilmiyor? Yanıtı ortada yok. Başka bir sorun da, orkestranın başına getirilecek müdürün bulunmasıdır. Aykal'ın yardımlarıyla iyi bir müdürün yakında göreve başlatılacağı sanılmaktadır.

Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, sabahtan akşama dek müzik düşünen çalışkan Özdil kardeşlerin çabalarıyla kent halkı üzerinde iyi bir izlenim bırakmış bulunmaktadır. Dinletilere gösterilen ilgi yüreklendiricidir. Var olan sorunların en kısa zamanda giderileceği umuduyla, orkestranın bütün sanatçılarına başarılar dilerim.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses