English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Cumhuriyet, 1 / 11 / 1989

Necil Kâzım Akses'in 4 yılda tamamladığı yapıt,
ilk kez seslendirildi

'ATATÜRK DİYOR Kİ' SENFONİSİ

Filiz Ali

26 ve 28 Ekim günleri İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korusu, şef Rengim Gökmen yönetiminde Necil Kâzım Akses'in dört yılda tamamladığı dev boyutlu "Atatürk Diyor ki" başlıklı 5.Senfonisi'ni yorumladı AKM'de. Büyükler Korosu'nu Gökçen Koray, Çocuk Korosu'nu Yücel Elmas çalıştırmıştı. Tenor soloyu Osman Gökoğlu yorumladı. Keman soloları başkemancı Gülden Turalı, viyola soloyu viyola grup şefi Mustafa Süder, çello soloyu Nusret Kayar, org soloyu Aydın Karlıbel çaldılar.

Çağdaş müzik tarihimizin ilk beş bestecisinden biri olan Necil Kâzım Akses (İstanbul, 1908), 5. Sonfonisi'ne "Atatürk Diyor ki" adını vermişti. Atatürk'ün söylevlerinde yer alan müzikle ilgili bölümleri ayıklayıp bir araya getiren şair-gazeteci-politikacı Necdet Evliyagil, Atatürk'ün gerçekten veciz sözlerini şöyle dizelerle birbirine bağlıyordu eserin librettosunda: "Atam. Atam. Atam. / Göklerimizde şimşek, / Ufuklarımızda güneşsin. / Her an evrenimizdesin. / En çok seni severiz. / Müzikte çağdaş olmak isteriz. / Ellerinden öperiz."

Necil Kâzım Akses, bu eserinde, büyük senfonik orkestranın hemen hemen tüm çalgılarını, ayrıca org ve piyanoyu da kullanarak renk paletini epey geniş tutmuş. Büyükler Korosu'na ek olarak bir de Çocuk Korosu'ndan yararlanan besteci, insan sesi renklerinin de tüm olanaklarından yararlanmış. 5. Senfonisi'nde, biçim açısından "Atatürk Diyor ki"ye senfonik oratoryo denebilir. Tenor solo, Atatürk'ün sözlerini çoğu kez olduğu gibi aktararak ve "reçitatif" söylemiyle yansıtan bir anlatıcı durumunda. Bu bakımdan tenor soloyu Bach'ın Passion'larındaki Evangelist'e benzetebiliriz. Necil Hoca'nın, orkestra çalgılarının özgün renklerini kullanmadaki ustalığı ritmik ve ezgisel yöntemlerle üst üste getirerek ortaya çıkarttığı dokunun eşsizliği gerçekten ilgi çekici.

Böylesine zor bir eseri toparlayıp net bir yorumla sunan şef Rengim Gökmen ile koro şefleri Gökçen Koray ve Yücel Elmas'ı kutlamak gerek. Ancak cumartesi sabahı belki de sabah kahvaltısını etmeden sahneye çıkıp uzun süre ayakta durmak yüzünden baygınlık geçiren küçük korocularımızın hakkını yemeyelim. Yaşanan bu olay da gösteriyor ki, küçüklere daha değişik türden ihtimam göstermek söz konusu.

Bilindiği gibi, korolu ve solistli senfonilerin ilki Beethoven'ın 9.Senfonisi. Berlioz, "Symphonie Funebre et Triomphale"inde, Liszt de "Faust" ve "Dante" senfonilerinde korodan yararlanmışlardı. Gustav Mahler ise senfonilerinde, insan sesini sık sık kullandı. Üçüncü Senfonisi kontralto solo, kadınlar korosu, erkek çocuk korosu ve orkestra için bestelenmiştir örneğin. Dördüncü Senfonisi'nin dördüncü bölümünde soprano solo vardır. Sekizinci Senfonisi'nin partisyonu ise hayli zengindir ve bu senfoninin bir adı da "Bin Ses İçin Senfoni"dir. Bu eserde besteci sekiz solo ses, iki kadın erkek karışık koro ve bir erkek çocuk korosu kullanmıştı. Mahler'in "Das Lied von der Erde", yani "Toprağın Şarkısı" adlı eseri ise, tenor ve kontralto sololu bir senfonidir aslında.

20. yüzyılda, hele iki büyük dünya savaşından sonra büyük orkestralı, büyük korolu eserler yazmak ve onları icra ettirmeye uğraşmak pek akla yakın ve ekonomik sayılmamaya başladı. Ancak Şostakoviç'in "Stepan Razin'in İdamı" (1964) adlı senfonik şiiri kural dışı kalan 20.yüzyıl eserlerinden biri. Besteci bu eserinde ünlü Sovyet ozanı Yevtuşenko'nun aynı addaki şiirini tekst olarak kullanmış ve eserini bas solo, koro ve orkestra için yaratmıştı.

Münih'te oturan çağdaş Gali besteci Dafydd Llywelyn gibi işi iyice zorlayan besteciler de yok değil dünyamızda. Llywelyn'in dört saat süren "Apocalypse" senfonisi yedi senfonik orkestra, yedi koro ve solo sesler için bestelenmiş. Ne var ki, henüz yedi orkestra ile yedi koroyu bir araya getiremediğinden, eseri çağımızın elektronik olanaklarından yararlanarak "playback" usulüyle ve orkestra yerine yedi org kullanarak, daha doğrusu yedi org partisini ayrı ayrı banda alıp sonra miksajda bir araya getirerek, banda alabilmiş.

Necil Kâzım Akses'in çok ayrıntılı ve titizlikle çalışılmış bu dev eserinin ilk yorumunun arası soğumadan Ankara ve İzmir'de yinelenmesi ve profesyonel kayıtlarının ihmal edilmeden yapılması gerekmektedir kanımızca. Bunca emek boşa gitmemeli.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses