English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Milliyet, 23 / Mart / 1981

ÇARPICI BİR KONSER

Faruk Güvenç

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 20 Mart Cuma gecesi ve 21 Mart cumartesi günü verdiği konserler hem program, hem icra yönünden gerçek bir müzik şöleni oldu Ankaralılar için. Orkestrayı Gürer Aykal yönetiyordu, solist Doğan Cangal idi. Konserin ilk yarısında Haydn'ın remajör viyolonsel konçertosu ile Akses'in viyolonsel ve orkestra için İdil adlı parçasını, ikinci yarısında Şostakoviç'in 14. senfonisini dinledik. Son esere soprano Nurdan Özar Dilmaç ile bas Ayhan Baran solist olarak katılmıştı. Doğan Cangal'ı tekrar Türkiye'de görmekten ve dinlemekten mutlu oldum. Biliyorsunuz, bu değerli sanatçımız, kendisi gibi viyolonselci olan eşiyle birlikte bir yıl önce Hollanda'ya yerleşti. İstemiye istemiye ve üzülerek. Sanatçılara hak ettikleri değeri vermediğimiz için yurt dışına giden ne birinci müzikçidir Cangal, ne de sonuncusu olacaktır. Biz böyleyiz işte, kendi değerlerimize yaşayabilecek maddi olanakları sağlamayız, onları kaçırırız elimizden, sonra iki üç katı para ödeyerek Bulgaristan'dan viyolonselci getiririz. Bu satırları herhangi bir kuruluşu veya düzeni eleştirmek için değil; bir gerçeği saptamak için yazıyorum. Doğan Cangal rahat tekniği, biraz küçük ama güzel tonuyla her iki eserde de başarılıydı. Cuma gecesi zaman zaman insanı rahatsız eden entonasyon hataları cumartesi günü en alt düzeye inmişti. Değerli arkadaşımı yürekten kutlarım.

Necil Kâzım Akses, geçen gece dinlediğimiz viyolonsel parçasını 1980 yılının son dört ayında yazmış. Viyolonsele bol bol şarkı söyleme olanağı veren model yapıda, renkli tınılarla dolu küçük bir eser "İdil". Konserde, acaba kompozisyona doğru bir isim vermiş mi Akses diye düşündüm hep. Bilindiği gibi İdil deyimi, seyretmesi veya dinlenmesi insanda yumuşak, ferahlatıcı, barışçı duygular uyandıran şeyler için kullanılır. Oysa bu parça derin bir acıyla ve dramatik aksanlarla doluydu. Ben ezgi yapısıyla inanılmayacak kadar Anadolu kokan eseri çok beğendim. Yalnız, orkestranın raslamsal figürlerle eşlik ettiği yerlerde, viyolonsel orta tonlarda çalarken pek duyulmuyordu, boğuluyordu. Bir de modal armoninin içinde oluşan atonal tınılar beni rahatsız etti biraz. Yine de sevgili hocamızı heyecanla alkışlar ve bu verimliliğinin daha uzun yıllar sürüp gitmesini dilerim.

Şostakoviç'in 14. senfonisi küçük bir yaylıçalgılar grubu ve vurma çalgılar eşliğinde soprano ile bas için yazılmış onbir şarkıdan oluşur. Bestecinin en anlamlı, en derin, soluk kesici yorumundan önce bu senfoniyi programa aldığı ve ufkumuzu genişlettiği için kutlamak isterim. Eser tek kelime ile kusursuz ve heyecan verici bir biçimde seslendirildi. Ayhan Baran'ın harikulade sesi ve söyleyişi, Nurdan Özar'ın olağanüstü yorumu, orkestranın (bütün solistleriyle) çıkardığı mükemmel icra ile birleşince gerçekten sarsıcı, çarpıcı bir sanat olayı ile karşı karşıya kaldık. Böyle anlara müzik yaşamında ender raslanır. Ben ayrıca Nurdan Özar'ı yeni keşfetmiş olmaktan mutluluk duydum. Sağlam ve tertemiz bir teknik, vibratosunun, ses renklerini akıllıca ve zevkli bir kullanış, müzikal söyleyiş ancak büyük sanatçılarda rastlanan niteliklerdir. Bu arada başkemancı Oktay Dalaysel'in, kontrabascı Osman Mumcuoğlu'nun ve dördüncü şarkıdaki büyük solosu ile viyolonselci Engin Sansa'nın da olağanüstü başarıya büyük katkıları olduğunu belirtmeliyim. Her yönüyle unutulmayacak bir konserdi, teşekkür ederiz. Gürer Aykal.

Geçenlerde bu sütunlarda bir orkestra şefinin benim hakkımdaki yazısı yayınlandı. Aynı şef, aynı görüşleri onbeş yıl önce de öne sürmüş ve gereken cevapları almıştı. Sebepleri, amacı belli bir davranış üzerinde yeniden durmanın gereğini görmüyorum; merak edenlerin 31 Mart, 17 ve 18 Nisan 1969 tarihli Ulus gazetelerine, 11 Nisan 1972 tarihli Barış gazetesine göz atmalarını salık veririm.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses