English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Cumhuriyet, 26 / Kasım / 2008

Ankara ve İstanbul'daki panellerle 100.doğum yılında Necil Kâzım Akses'i andık

AKSES'İ YENİDEN DEĞERLENDİRMEK

ALLEGRO – Evin İlyasoğlu

Geçen hafta Ankara ve İstanbul'daki panellerle 100. doğum yılında Necil Kâzım Akses'i andık. Onunla küçük yaştan beri öğür olmuş kompozitör öğrencileri, yapıtlarıyla özdeşleşmiş şef ve yorumcular ve müzikologlar konuşmacı olarak yer aldılar. Ben de bestecinin biyografi kitabının yazarı olarak bu panellere katıldım. Türk Beşleri olarak adlandırdığımız çağdaş-çoksesli müziğimizin en genç ve en çok yeniliğe açılmış olan üyesi, kültürlü bir İstanbul ailesinin özenle yetiştirdiği çocuğu, Osmanlı edebiyatı ve müziği kadar güzel Türkçeyi çok iyi öğrenmiş bir aydın. 1931'de Viyana Devlet Akademisi'nin Bestecilik Bölümü'nü, 1934'te Prag Konservatuvarı'nı bitirmiş ve aynı yıl Viyana Akademisi'nden ileri devre mezuniyet belgesini almış. Alois Haba ve Josef Suk gibi zamanın öncüleriyle çalışması, Orta Avrupa-Doğu Avrupa senfoni geleneği onu yaşam boyu etkilemiş. 1934'te Musiki Muallim Mektebi'ne öğretmen olmuş, 1934'te Hindemith ile konservatuvarı kurma çalışmaları yapmış. Bundan sonra aynı anda öğretmenlik, bestecilik ve müzik kurumlarındaki yönetimsel görevlerini bir arada yürütmüş. Bugün öğrencileri geriye dönüp baktıklarında, onun yaşamlarındaki en önemli izlerini şöyle sıralıyorlar: Okulun nota kitaplığını en tarihi yapıtlardan o zamanın en yeni yapıtlarına kadar donatması; bir yandan kendi bestelerini yaparken, öte yandan öğrencilerinin bestelerini yüreklendirmesi; öğrencilerine yaşamını, evinin kapılarını ve tüm bilgisini açması, onların yapıtlarını seslendirme olanakları yaratması, onlara burslar, işler sağlaması…

Kompozisyon fantezidir
Panellerde onunla çalışmış ve sonraki besteci kuşaklarını oluşturmuş öğrencilerini dinlemek çok ilginçti. İlhan Usmanbaş, Nevit Kodallı, Sarper Özsan, Sıdıka Özdil gibi. Öğrencilerini yönlendirirken, şöyle dermiş: "Kompozisyonun rehberliği olmaz. Ben ancak temel kurallara göre fikrimi söylerim. Fantezidir kompozisyon, kendi ezgini, kendi kurgunu kendin yaratırsın." Her zaman koruyucu bir sevecenlikle öğrencisine yaklaşması, öğrencisinin hızına göre müfredat düzenlemesi, onların kompozisyonunda özellikle füg ve kontrpuan sağlamlığına önem vermesi bir hoca olarak özellikleridir. Onun nüktesi ve babacanlığının yanı sıra, yemek yapmayı bir kompozisyon olarak kabul etmesi, her ülkenin yemek kültürüne dair bilgileri, pişirdiği çeşitli yemekler, masasının zenginliği ve çevresiyle paylaşımcılığı da paneller boyunca başlıca konulardı. Benim biyografi kitabımın iki yıl süren hazırlık evresi ve bir o kadar da yazma evresi içinde, çok kez Ankara'ya gitmiş, Necil Bey ve Saadet hanımın Bahçelievler'deki evine konuk olmuştum. İyi zamanlarının artık son dilimindeydiler. Giderek sağlığı zayıflasa da, yaşama coşkusunu elden bırakmamıştı. Hâlâ öğrencileri Argun'un veya Ercüment'in koluna girip Migros'ta yeni çıkan ürünleri teftiş edebiliyordu, Bilkent'e gidip ders verebiliyordu ve 6. Senfonisi'nin üstünde çalışabiliyordu.

Pazar akşamı Rengim Gökmen yönetimindeki Cemal Reşit Rey İstanbul Senfoni Orkestrası'nın Akses yapıtlarından oluşan konserini dinledikten sonra, Akses'in bugün bile nice bestecimizin cesaret edemeyeceği yenilikleri denemiş olduğunu bir kez daha duyduk. Her bir senfonik yapıtı bir kocaman yağlıboya tablo dokusunda. Topluluğun büyük bir coşkuyla seslendirdiği Orkestra Konçertosu'nu dinlerken, Türk motiflerinin devasa yapı içinde nasıl işlendiğini; Ruşen Güneş'in güzelim yorumuyla sunulan Viyola Konçertosundaki raslamsal örgülerin bugün minimalizm olarak adlandırdığımız dokuyla kaynaşmasını; Mesut İktu'nun özenle seslendirdiği iki lied'de prosodinin akışkanlığı ve Hasan Tura'nın orkestraladığı piyano "minyatürler"indeki incelikler, gerçekten çok etkileyiciydi.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses