English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Cumhuriyet-Kültür, 19 / 03 / 2008

NECİL KÂZIM'A GÜZEL BİR ARMAĞAN

Evin İlyasoğlu

Geçen haftanın en anlamlı konseri, Gürer Aykal yönetimindeki Borusan Filarmoni Orkestrası'nın Akses yapıtlarından ve Çaykovski'nin 6. Senfonisi'nden oluşan dinletisiydi.

Necil Kâzım Akses (1908-1999), Türk Beşleri'nin en genci ve aralarında en güçlü akademik eğitime sahip olan üyesiydi. Ayrıca bu ilk kuşağın yeniliklere en geniş kapıları açan bestecisi ve hocası oldu. Akses'in doğduğu yıl, Türkiye'de ikinci meşrutiyet ilan edilmiş, Avusturya Bosna Hersek'i işgal etmiş ve I.Dünya Savaşı'nın ilk tohumları atılmıştı. Müzik dünyasında ise o yıl Skryabin, 'Vecd Şiiri'ni yazıyor; Schönberg, ilk kez "atonalite" yolculuğuna başlıyordu. Stravinsky bir yıl sonra Rus baleleriyle Paris'e yeni bir dalga getirecekti. Akses, siyasal bunalımlara ve sanatsal yeniliklere gebe bir dünyaya doğmuştu. Çocukluğunda alaturka müzik dinleyerek büyümüştü. Keman çalmak istemiş, çelloya dönmüş, Mesut Cemil'den ders almış, ardından Cemal Reşit'in öğrencisi olup çoksesli müziğe gönül vermişti. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirince 1926'da kendi koşullarıyla Viyana Devlet Müzik Akademisi'ne gitmiş, bir süre sonra devlet bursuna sahip olmuş; Viyana'nın ardından Prag Devlet Konservatuvarı'na devam etmiş ve her iki okulun da ileri devresinden mezun olmuştu. Zamanına göre Avrupa'nın müzik kalbinde yetişmişti. Alois Haba, Joseph Suk, Joseph Marx, Kleinecke gibi çağa yön veren eğitimci ve bestecilerin öğrencisi olmuş; bugün çağımızın başyapıtı olarak andığımız nice çalışmanın ilk dinletilerine tanık olmuştu.

1935'te Hindemith ile birlikte Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluş çalışmalarını yapmıştı. Ne rastlantıdır ki, konservatuvarın açılış tarihi olan 6 Mayıs, Akses'in de doğum günüdür. Bu kurumda önce kompozisyon öğretmenliği ve 1948'den sonra müdürlük görevlerini üstlenmiştir. Güzel Sanatlar Müdürlüğü, devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü ve Kültür Ataşeliği gibi devletin sanata bağlı nice kurumunda görev alan sanatçı, son yıllarına dek Bilkent'te ve Hacettepe'de kompozisyon öğrencileri yetiştirmekteydi.

Akses'in yapıtları gerçekten çok iyi yorumlandı
Onun yapıtları uzun ve karmaşık, üstelik yenilikçi diliyle çalması zor olarak bellenmiştir. Bu nedenle bugüne dek en az seslendirilen bestecilerimizden birisi olmuştur. Geçen haftaki Borusan Filarmoni'nin konserinde gerek İdil, gerekse Bir Divandan Gazel'in ne denli iyi yorumlandığını görmek ve dinleyicinin nasıl coşkuyla ilgi gösterdiğini izlemek çok şey anlatıyordu: Her şeyden önce artık çağdaş yapıtları iyi çalmayı öğrenen yorumcularımız, kendi kanlarından bir çağdaş besteciyi gerçekten de çok iyi yorumlayabiliyorlardı. İkincisi, dinleyici iyi yorumlanmış bir yapıtı, çağdaş-Türk-yabancı ayrımı yapmaksızın, coşkuyla selamlayabiliyordu.

Necil bey için, 1998'de, halen piyasada bulunmayan, kapsamlı bir biyografi kitabı yazmıştım. "Minyatürden Destana Yolculuk" başlığını taşıyordu. Bu kitabın hazırlanma süreci onun son yıllarına rastlamıştı. Uzun konuşmalarımız, anılar, fotoğraflar arasında kayboluşlar ve ölümünden ancak bir ay önce yetişebilen kitabımla Necil Hoca'yı yakından tanıdım. Bir Divandan Gazel adlı tenor solo ve orkestra için bestelediği yapıtın Kanuni'ye ait olan sözlerini okumaya bayılırdı. Divan edebiyatına, Türkçeye, şarkı içinde doğru Türkçe kullanımına son derece önem verirdi. Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası üstün bir duyarlılıkla yorumladı onun yapıtlarını. Tenor Aydın Uştuk, tam Necil beyin öngördüğü gibi yerinde vurgularla, net anlatımla seslendirdi "Muhibbi"nin dizelerini. Ses rengi çok yakışmıştı yapıta; doğru tonlaması ve anlatım güzelliğiyle çok başarılıydı. Çellist Çağ Erçağ, son yıllarda Türkiye'de çello deyince akla gelen ilk isimlerden birisi. Her çaldığı yapıttaki disiplini ve o müthiş müzikalitesini sergileyişi ona özellikler kazandırıyor. Türk bestecilerini de büyük bir saygıyla seslendiriyor.

İdil adlı yapıt son derece duygulu ve derin anlamlar taşıyordu. Orkestranın ikinci yarıda çaldığı Çaykovski Patetik Senfoni ince işlemeleriyle, büyük orkestra görkemiyle belleklerde unutulmaz bir anı olarak kaldı. Gürer Aykal'ı böylesi bir program düzenlediği ve baştan sona bu denli başarılı bir yorum getirdiği için kutlamalıyız.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses