English | Deutsch

Hakkında Yazılar

Cumhuriyet, 29 / Temmuz / 1998

Leyla Pamir'in kitabı, Evin İlyasoğlu'nun monografisi
MÜZİKTE GENİŞ SOLUKLARIN RÜZGÂRI


Ahmet Say

Klasik müziği sevmek için "ısrarla dinlemek" gibi bir yöntemin pek yarar getireceğini sanmıyorum. Zorla güzellik olmaz. Müziğe merak saldıysanız, onu tutkuyla sevmeye zaten yatkınsınız demektir. Gerisi çorap söküğü gibi gider. Sevgi sizi müzik dinleme bilincine, müzikten anlamaya da götürür. Ama fondaki müziği dinleme alışkanlığıyla yetinirseniz, durduğunuz yerde saymayı göze almalısınız.

Müzikal ifade
Yapıtların opus numarasını ezberlemiş kişi, belki sayıları seviyordur, belki de ezberciliği. Bestecilerin yaşam öyküsüne ilişkin bazı ayrıntıları bilmek, acaba müziği anlamanıza yardım eder mi? Chopin'in Kanarya Adalarına George Sand'la neden gittiğini bilmeyiverin. Bestecinin yaşamından onun müziğini çıkarsamayı denemek saçmadır. Günümüzde tarih anlayışına göre yapıttan yola çıkıldığını, yapıttaki müzikten besteciye gidildiğini de düşünmelisiniz.

İzninizle bazı şeyleri yekten söyleyelim: Okullardaki "müzik" dersinin adı bile yanlıştır. Bu dersin adı "müzik kültürü" olmalı, çocuklarımıza "müziksel ifade"nin ipuçları kazandırılmalıdır. Böylece insanımız, müzik yoluyla kendisini ifade etmeyi, kendisini gerçekleştirmeyi deneyecektir (ıslık çalarak da olsa)… Müzik sevgisi, iyi bir dinleyici olmaktan, iyi bir yorumcu, hatta besteci olmaya değin gizilgüç taşır.

Müzik, birleştirilmiş seslerden oluşan estetik bir ifade biçimidir. Bu ifadeyi, bu dili anlamaya çalışıyor muyuz? Ne diyor Mozart, Beethoven, Brahms, Debussy, Stravinski? Neyi anlatıyor ve nasıl anlatıyor? İçinizdeki saklı güçleri uyandırmayı nasıl başarıyor?

Müzikle ilgili bir araba laf yerine, müziğin özüne inen, "müziksel anlatım"la sizin aranızda köprüler kuran bilgilere yönelmeye ne dersiniz? "Hani" diyeceksiniz, "hani nerede böyle bir kaynak?" Türkçede bu alanda en yetkin kaynak, bana kalırsa geçen ay ikinci basımı yapılan "Müzikte Geniş Soluklar"dır. Piyanist, piyano pedagogu, müzik araştırmacısı Leyla Pamir'in yazdığı bu kitabın ilk baskısı dolayısıyla Onat Kutlar, şöyle demişti: "Öğrenilmesi, araştırılması gereken büyük müzik yapıtlarına yaklaşmak isteyenler, Pamir'i okumalıdır."

Onat, gerçek bir aydınımız, bir müzikseverimizdi. Onun önerisini saklı tutalım ve bestecimiz İlhan Usmanbaş'a kulak verelim: "Müziğe düşünsel bir içerik katma konusunda bir hayli çorak olan ülkemizin sanat yaşamında gerçekten geniş soluk aldıracak bir çalışma."

Müzikte Geniş Soluklar, "Aydınlanma Çağı"ndan günümüze uzanan müziksel evrimi irdeliyor. Haydn'dan Stravinski'ye… "Bu geniş soluklu evrimin ayrıntılarını, tekniklerini, müzik yapıtlarında incelemeye çalıştım" diyor araştırmacımız. Alçakgönüllü davranıyor. "Çağ stili"nden ulusal stile, oradan "kişisel stil"e derinleşen; müziğin toplumsal, düşünsel, tinsel yönlerini ve bağlantılarını vurgulayarak yaratıcılığın momentlerini yakalamayı öngören, bu konudaki dünya literatürünün nasıl değerlendirilmesi gerektiğini örnekleyen bir inceleme karşısındayız. Pamir'in "önsöz"deki şu cümlesi, kitabın hedeflerini daha açık özetliyor: "Böylelikle bestecinin kendisi, yapıtı ve dinleyicisi arasında daha sağlam bir köprü kurulmasına yardımcı olabileceğini sanıyorum."
Bu tip kitapların içeriği bir yazıda açımlanamaz. Üzerine beş kitap yazılması gerekir o zaman. Okur yapacaktır bunu: Bir kitaptan alacağı bal, elli kitabı dolaşarak üreteceği baldan fazla mı değil mi, kendisi görmelidir.

Akses kitabı
Evin İlyasoğlu'nun "Necil Kâzım Akses" başlığı ve "Minyatürden Destana Bir Yolculuk" altbaşlığıyla hazırladığı monografi, bestecimizin kişiliğinde 1920'lerden günümüze uzanan cumhuriyet tarihinin, değişimleri de içeren dönemlerini ayrıntılı biçimde sergiliyor. İlyasoğlu, iğneyle kuyu kazar gibi çalışmış. Hatta, "çalışma"nın da ötesinde, bir besteciyi tanıtma perspektifinden yakın tarihi didikleyen geniş, ilginç bir belgeseli "işlemiş". Malzeme, "resmi tarih"in içinden geldiğini belli etse de, "hususiyetleri" bakımından canlılık kazanıyor. Akses'in serüveninde yer alan kimi ayrıntılar, devlet kadrolarının yaklaşımlarını, giderek siyasal doğrultularındaki çelişkileri de göz önüne seriyor. Yakın tarih için bulunmaz bir fırsat!

İlyasoğlu bu fırsat karşısında müthiş bir soğukkanlılık göstererek, belgeseli işleme görevini sayfalar boyunca sürdürüyor. Yazarımızın bir de bu yanını kutlamak istiyorum.

Bu monografi bir değerbilirlik örneği olmakla kalmıyor, Türkiye'de besteciliği sıfırdan başlatmış olan "Beşler" içinde Akses'e duyulan saygının dünyaya ilan ediliş biçimine kazandırdığı boyutlarla övüncümüzü pekiştiriyor.



Copyright © 2009 Necil Kâzım Akses